23 Ağustos 2011 Salı

Kabil Yolunda





3 mühendis arkadaş ikinci kez Kabil'e eğitim için gönderiliyoruz. Gönderiliyoruz evet ama yemekhanenin minübüsü ve 4 türkmen işçi ile... Minübüsü sorun etmedim sonuçta geniş oluyor yayıla yayıla gideriz düşüncesindeyiz hepimiz. Kahvaltımızı da yaptık, su böreği çıkmıştı güne gayet güzel başlangıç olmuştu aslında.

Herkes hazırlandı minübüse bindik ve kamp alanından çıkalı daha 200-300 m. olmamıştı ki tekerleğimiz patladı. Hayda ! Dön geri, teker değişsin, tekrar çık yola... Tabi giden zaman oldu. 7 de çıkmamız gereken yola çıkmamız 8'i buldu nerdeyse. Yola çıktık benim gözlerden uyku akıyor, yine yolculuk öncesi geç yatmışım ,'yolda uyurum da çabuk biter' diye. Arada gözlerimi aralıyorum. Uçağa yetişebilir miyiz muhabbetleri döndüğünü hatırlıyorum. Ama benim o konudan yana hiç bir sıkıntım yok çünkü Herat'tan 5 6 kere uçtum ve hiç vaktinde kalkmadı. Hatta bi sefer 12'deki uçağa 17'de bindiğim bile oldu.

Uyuklaya uyuklaya sonunda Herat havaalanının girişine geldik. Saat 9 u bi 10 15 dakka geçmişti. Nese çıktık aceleyle arabadan bi yandan arabadaki türkmen çocukları tembihliyoruz ayrılmayın hemen diye bi gidip soralı eğer uçağı kaçırdıysak. geri döneriz kalmayalım havaalanında boşyere diye. Nese ilk girişte askerlere bi arandık devam ettik. İkinci bi kısım daha var valizleri aradıkları yer. Orda askerler farsça birşeyler söylüyorlar anlamıyoruz tabi. Nese aradık bizim türkmen çaycı çocuğu konuştular yarım saat neyse biz tabi merak ediyoruz. Aldık telefonu asker demişki; Bunların uçağı kalktı artık burdan geçemezler saat 1 de yine uçak var gelsinler ona binsinler. Nasıl ya diyoruz 9 buçuk biletiyle 1 uçağına nasıl bineriz bi yanlışlık olmasın dedik bi de şantiyedeki tercümanı arayalım. O konuşsun onunla da bi 10 dakkaya yakın konuştular. Yine aynı şeyi anlatmış. Orda 10 15 kişi daha vardı onlarında aynı durumda olduğunu 1deki uçağa sorunsuzca binebileceğimizi söyledi bize tercümanımız. İyi bakalım dedik ama 1e daha kaç saat var...

Bunca vakit burda beklemeyelim bari arabayla Herat a kadar gidelim bi iki saat dolanır geliriz diye anlaştık arabaya geri döndük. Bu arada şantiyemize yeni gelen bi mühendis varmış o geldi. Çocukları Herat'a bıraktıktan sonra Shindand a geri dönecekler. Araba zaten tam dolu haldeydi sıkışmayalım bi daha dedik tekrar geri dönüp bekledik.

Beklerken tabi karnımız acıktı susadık filan ramazan vakti bi yandan diyoruz oruçtur şimdi bunlar tip tip bakmasınlar sonra derken bi baktıkki bi süre sonra yemişler sigaralar termosta çaylar adamlar bayaa rahat rahat yiyip içiyolar zaten.








Afganlarda taşın üzerine kilimi serdiler orda uzandılar yatıyolar oturuyolar. termos getirmişler çaylar filan içiyolar. Biz de muhabbet edip zaman geçiriyoruz bu arada.
Neyse saat 12 yi geçti bayaa kalabalıklaştı olduğumuz yer. Sonra bi anda kalabalık ordaki tek katlı bi binaya yöneldi sıraya filan geçtiler bizde gittik peşlerinden. Meğer check-in yaptırılıyomuş. Girdik sıraya bizde verdik netten alınan bilet çıktılarını, aldık asıl biletleri sorunsuz. Bi yandan diyoruz ne güzelmiş bileti al istediğin zamanda gel bin. zaten ne isme bakıyolar ne saate. Valizleri de alıp el arabalarına yüklüyorlar. O geçemediğimiz ikinci kapıdan valiz aramaları yapıldıktan sonra hemen dışında bekleyen kamyonete dizip uçağa doğru yol alıyor valizler. Yani öyle bant filan yok valiz için el arabası ve kamyonet gayet basit bi sistem kurmuşlar.

Ordanda bi ikiyüz metre kadar ileride x-ray cihazının ve bekleme salonunun bulunduğu binaya geçip beklemeye koyuluyoruz. 1de dedikleri uçağa geçişimiz 2 buçuğu buluyor.

Uçakta hemen binanın önüne park etmiş vaziyette kapıdan çıkıp bi 30 40 adım atıp uçağa giriyoruz yani o şekilde. Kalabalığın geçmesini de beklediğimiz için en sona biz kaldık ve uçağa da en son ben bindim. yavaş yavaş ilerlerken hostes bana first class'taki boş bi koltuğu gösterip bişeyler söyledi. İşaret ediyor geç otur diye. Baktım şöyle bi iyi dedim geçeyim. Oturduktan sonra yanımdaki adamdan Türk müsün? diye bi soru geldi baktım türk bi iki laf ettik sonra bi güzel uyumuşum. Uçağın iniş sarsıntısıyla açtım gözlerimi ve kabildeyiz...